Kapadokya’da Vahsi Atlarla Cekim


Sevgili fotoğrafçı arkadaşım Annemarie Dufrasnes ile yıllar önce bir Kapadokya çekimimde tanışmıştık. Sosyal medya üzerinden birbirimiz işleri hakkında konuşurken, Turkiye ve Kapadokya hayranlığından bahsetmişti. Kapadokya’da fotoğraf çekimi yapmanın ne kadar güzel olabileceğini söylediğinde ben de onu davet etmiştim bir çekimime. Hiç tereddüt etmeden ilk uygun tarihe bilet aldı. Hollanda’dan atlayıp gelmişti Göreme’ye. Birlikte hem çok iyi vakit geçirdik hem de güzel bir iş çıkardı. Annemarie’nin o gün çektiği fotoğraflar da birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı sonrasında. Bu çekimin fotoğrafları için lütfen tıklayın. “Kapadokya’da Vahsi Atlarla Cekim” yazısının devamını fotoğrafların altında bulabilirsiniz.

Bu çekim ile başlayan arkadaşlığımız hiç ara vermeden devam etti ve geçen sene Annemarie’den bir mesaj geldi. “Bizim Richard ile 20. evlilik yıldönümümüz seneye ve bunu Kapadokya’da kutlamak istiyoruz. Bizim için de bir fotoğraf çekimi yapabilir misin?” İşte böyle başladı bu çekimin macerası. Richard ile de tanıştığımda gerçekten çok mutlu oldum. O da eşi gibi iyi yürekli, nazik ve çok uyumlu birisiydi. Her ikisi de tamamen kendilerini bana bırakmak istediklerini söyledi. Çok yetenekli ve kendi tarzını oturtmuş bir fotoğrafçı ile çalışmak aslında beni her zaman korkutur. Ancak AnneMarie’yi tanıdığım için bana güvenmesi beni çok şaşırtmadı, ama da çok mutlu etti.

Kapadokya’da Gün Başlıyor:

Sabah balonlarlar havalanmadan kalkış alanına vardık. Harika bir hava vardı ve gün doğumu alacakaranlığında başladık çekimlere. Balonlar şişirilirken de denemeler yaptık. Bu arada aklımdaki bazı yeni teknik ve pozları üzerlerinde denememe izin verdiler. Bir taraftan da gün boyu tekrarlayacağım bir şey keşfettim. Bu ikili harika bir latin dansı çiftiydi. Kursa gitmişler ve ikisi de bir çok dans türüne hakim. Bu figürleri fotoğraflara yansıtmaya çalışmak çok keyifliydi.

Göreme, Çavuşin ve Ürgüp üçgenindeki sabah seansından sonra birlikte halı dükkanına geçtik. Hem drone ile havadan, hem de dükkanın klasik motifli lambalı fonları için yerden çekimler yaptık. Öğleden sonra kıyafet değişimi sonrası ilk durağımız mağara kilise idi. Sonra da muhteşem Pağabağları’nı ziyaret ettik. Geçmişte “Rahipler Vadisi” olarak bilinen ve günümüzde Paşabağları adıyla anılan bu bölge, kendine özgü peri bacalarıyla kaplı bir yer. Çok gövdeli ve çok başlı peri bacalarının bazılarının içi oyularak şapel ve yaşam alanlarına dönüştürülmüş. Özellikle üç başlı peri bacalarından birinde Aziz Simeon’a adanmış bir şapel ve inziva hücresi bulunmakta.

Yılkı Atları Arasında

Ve gün batımı için çifti sürpriz bir yere götürdüm. Kayseri’deki Yılkı atlarının doğal olarak takıldıkları vadiye. Yılkı atları, doğaya bırakılmış veya vahşi yaşamda kendi başına hayatta kalabilen evcil atlar aslında. Dayanıklı yapıları sayesinde doğaya uyum sağlayıp, sürü halinde yaşayarak besleniyorlar. Bu atlar etramızdayken gün batımı ışığı ile finali yaptık. Biraz fazla toz yuttuk doğrusu ama sonucuna değdi bence.

Aslında finali hep beraber gittiğimiz Köşebaşı Kebap Kapadokya’da yaptık. Yeni yemekler denedik, günümüzü değerlendirdik bir taraftan. Harika sohbetin üzerine bana Hollanda’dan getirdikleri hediyeleri vererek, biraz da beni mahcup ettiler doğrusu. Sevgili Annemarie ve Richard, sizlere yeni yirmi yılınızda da sağlık ve mutluluk diliyorum birlikte. Sevgilerimle.

Kapadokya’da Vahsi Atlarla Cekim by Ufuk Sarisen

RELATED POSTS

Yorum yapın