|
SEMAZENLER
Konya Mevlana Kültür Merkezinde, onbeş gün
süren Mevlana Vuslat Yıldönümü yani Şeb-i
Aruz törenleri her gece olduğu gibi 16 Aralık akşamı
da izleyiciler tarafından tıka basa doldurulmuştu.
Sema gösterisi öncesi, musiki konserleri verilmiş, Ankara Üniversitesi
Farsca öğretim görevlisi Dr Halil İbrahim Sarıoğlu
Mevlananın ünlü eseri Mesneviden alıntılar
ile etkili bir konuşma yapmıştı. Ardından
aynı metni İran, Tacikistan, Afganistan gibi Farsca
konusulan ülkeler için kendi dillerinde aktarmaya başladı.
Salondan konusma boyunca coskulu alkışlar yükseldi.
Binlerce insan uzak ülkelerden Konyaya Şeb-i Aruza katılmaya
gelmişti anlaşılan. Salonda uzak diyarlardan gelen,
anadili Farsca olan insanların yanı sıra Avrupa ve özellikle
Uzakdoğudan da bir çok yabancının bulunması
Mevlana ve Sema törenlerinin Dünyada gördüğü ilginin küçük
bir ispatı gibiydi.
Mevlanaya yönelik ilgi her yıl artarak
devam ediyor. Mevlananın doğum günü 30 Eylül olmasına
rağmen, ölüm tarihi olan 17 Aralıkta kutlama
yapılıyor. Şeb-i Aruz denilen bu günün bir kutlama
olmasının sebebi Mevlananın ilahi aşkı
olan Allaha kavuşması. Kelime olarak Şeb-i Aruz
düğün gecesi anlamına geliyor. Bu tarihten on beş
gün önce Konya Mevlana Kültür Merkezinde günde iki defa sema gösterileri
yapılmaya başlanıyor. Şeb-i Aruz gününde de bu
gösterilerin sonuncusu gerçekleştirliyor. Semazenler
geleneksel ve kutsal rutinleri sonrasında semaya başlıyorlar.
Sema ederken sağ ellerini yukarıya sol elerini de aşağıya
bakacak şekilde çeviriyorlar. Bu duruş Mevlananın
"Allah'tan aldıklarını kendisine mal etmeden
halka ulaştırmasını ve kendisinin bedenen önemsizliğini
temsil ediyor.
Konya ile yüzyıllardır özdeşleşmiş
olan Mevlana, küçük yaşlardayken bugünkü Afganistanın
Belh şehrinden babası alim Şeyh Bahaddin Veled ile Moğol
istilası sonucu zorunlu göç ederek Selçuklu başkenti
Konyaya yerleşti. Babası ve dönemin alimleri tarafından
aldığı eğitim ile bu şehirde manevi yolculuğuna
başladı. Dönemini ve sonrasını etkisinde bırakacak
felsefesini yine bu şehirde geliştirdi. Mevlevilik,
Mevlanadan sonra oğlu Sultan Veled ve torunu Ulu Arif Çelebi
tarafından Mevlananın felsefesi etrafında oluşturulmuş
bir tarikattı. Mevleviler Allaha ulaşmak için musıki
ve semadan oluşan bir zikir ayini yapmaktaydılar. Başlangıçta
sema ayinleri düzensizdi; belirli kuralları olmadan içten
geldiği gibi icra edilirdi. Mevlana tarafından da Konya çarşısındaki
Kuyumcu Selahaddinin dükkanından gelen çekiç seslerine
uyarak, spontane ve kuralsız yapılan sema daha sonraları
disipline edildi ve, 15. yüzyılda son şeklini aldı.
Günümüz Türkiyesinde sema törenleri Kültür ve Turizm
Bakanlığına bağlı Konya Türk Tasavvuf Müziği
Topluluğu'ndaki sema grubu tarafından gerçekleştiriliyor.
Bunun yanısıra başka şehirlerde ve ülkelerde de
mevlevihaneler mevcut. Ayrıca bir kuruma bağlı
olmadan belirli bir ücret karşılığı gösteri
mahiyetinde sema eden gruplar da söz konusu.
Konya Türk Tasavvuf Müziği Sema
Grubundan semazen Nuri Bey, eskiden bir haftalık olan Şeb-i
Aruz sürecinin on beş güne çıkmasının
kendilerini fiziksel olarak yorduğunu söylüyor. Konyadaki
bakanlığa bağlı kadrolu semazenlerin çoğunluğu
elli yaş civarında. Nuri Bey yaklaşık otuz yıldır
sema ediyor ve bu ayinin bünyeye bağlı olmak koşulu
ile altmış yaşına kadar yapılabileceğini
söylüyor. Konyada kadrolu olarak sema grubunda görev alan bir
postnişin (dede), bir semazenbaşı ve on üç de
semazen mevcut. Bunun dışında kadrosu bulunmayan
yirmi semazen de gösteri salonunun büyüklüğünden dolayı
dışarıdan kadroya dahil oluyorlar. Kadrolu
semazenlerin dışındaki semazenler geçimlerini sağlamak
için yapılan bağışları kabul etmek
durumundalar. Bu ücrete niyaz deniliyor. Sema etmek dışında
geçimlerini sağlamak için ayrıca başka meslekler
icra edenler de var.
Günümüzde Semazen olmak için ilk koşul
Mevleviliğe gönül vermek ve bunun için kendini yetiştirmek.
Bununla birlikte semanın teknik eğitimi de gerekiyor
elbette. Bir metrekarelik ortası çivili bir tahtaya sol ayak
başparmağı sıkıştırılıyor
ve bu tahtada iki ila beş ay sema eğitiminden geçiyor
adaylar. Küçük yaşta eğitime başlamak sema tekniğini
öğrenmek adına daha avantajlı olabiliyor.
Sema töreni öncesi kulisteki hazırlıklar tam bir ahenk içerisinde;
telaşsız ve özenli bir şekilde gerçekleşiyor.
Semazenler gösteriden yaklaşık bir saat önce soyunma
odalarında giyinmeye başlıyorlar. İçlerine
giydikleri kıyafetlerden sonra sırasıyla tennure
(beyaz elbise), kuşak, siyah hırka, ve sikke (başa
giyilen) giyiliyor. Her parça ancak öpülüp başa konulduktan
sonra giyilebiliyor. Ayrıca tennure eteğini sabitlemek için,
diğer bir semazen ya da postnişin tarafından
semazenin beline kalınca beyaz bir ip bağlanıyor. Bu
sırada semazen iki elini arkadan ensesinde kavuşturarak
ayakta duruyor. Daha sonra kısa bir sema gerçekleştirilerek
kıyafet test ediliyor. Kulisteki tören öncesi hazırlık
yapan semazenler oldukça saygılı ve alçakgönüllü
oldukları kadar neşeliler de. Soyunma odasında bir
taraftan ruhani bir hava hüküm sürerken bir taraftan da fıkralar,
espriler eksik olmuyor.
Konya grubunun Başsemazeni Fahri Özçakıl,
semayı kâr aracı haline getirenlerden yakınıyor.
1973 yılında on iki yaşında semazenliğe başladığı
dönemden 1991 yılına kadar geçen süre içerisinde hibir
geliri olmadan fedakarca girmiş bu yola. Günümüzde sırf
ticari amaçla otellerde, düğünlerde, eğlence ortamlarında
zikir yapmanın uygun olmadığını belirtiyor
ve ekliyor: Mevlevilik tarikat anlamında faaliyette değildir.
Bizler sadece Mevlevilik kültürünün sema ayini safhasını
aslına uygun olarak yapma gayreti içerisindeyiz. Biz Hz.
Mevlananın zikrinin taklidini yaparak onun gibi Allaha
ulaşmak için niyazda bulunuyoruz
Konyadaki Semazenler inadıkları bir
geleneği yaşatmanın gururu içerisinde, yaptıkları
gösterinin önemi ve kutsallığının
bilincindeler. Sema ile 800 yılı aşkın bir süredir
Mevlevilik felsefesi gelecek kuşaklara taşınıyor.
İhtiyaç duyduğumuz hoşgörü eksikliğine dair
Ne olursan ol gene gel diyen Mevlana öğretilerinin söyleyecek
sözü var. Bu sözün duyulduğu bir dünyanın yakın
olduğunu umuyor, en azından hayalini kuruyoruz. |