"salsa - istanbul"

“Şimdi de güneye, taa Latin Amerika’ya uzanıyoruz, çikolata renkli, kadife sesli bir Kübalı’ya kulak veriyoruz. Şarkıcı, Salsa’ya davet ediyor bizi ve diyor ki: “ ey sevgilim, hala seni bekler bu biçare Havana sokaklarında, hala senin bıraktığın yerde hayalinle dans etmekteyim”. Yaşı benim gibi yolun yarısında olanlar bu sözlerin sahibinin kim olabileceğini kolaylıkla kestiriler sanırım. Türkiye’de “hafif batı müziğini” sevdirmeyi, tanıtmayı misyon edinen yapımcı, söz yazarı, müzik adamı Sezen Cumhur Önal’ın sunumları sonrası dinlediğim bir iki latin müziğine bile katlanamadığım dönemlerdi ilk gençlik yıllarım. Rock’dan başka müzik mi olur muydu hiç? Bu inadım uzun süre devam etti, sonra yıllar gectikçe bünye alıştı, her türlü müziği dinleyebilir oldu. Latin müzikleri de kıpırdattıyordu içimizi işte, serde Akdenizli değil miydik? Geçen sen Türkiye’de Latin Festivali düzenleneceğini öğrendiğimde doğru soluğu İstanbul Maslak’daki festival mekanında almıştım. Bu bir Latin dansları festivaliydi. Dünya’nın ve Türkiye’nin önde gelen salsacıları burada gösteriler yapacaklardı ve biz biletli izleyicler de onları izleyecektik 3 gün boyunca. Ancak gelişmeler pek de öyle olmadı. Tamam muhteşem danslar yapıyordu göstericiler ama gösteriler bitip sahneye seyirciler çıktığında gördüklerime çok şaşırmıştım. Yüzlerce seyirci profosyonellere taş çıkartırcasına salsa yapmaya başlamıştı. Neler oluyordu? Türkiye’de miydik Küba’da mı? Bu kadar insan nerede, ne zaman öğrenmişlerdi bu dansı? Ben neden yapamıyordum? Neden benim gibi ezik oturan başkaları yoktu? Can sıkıcıydı, en iyisi sahne kenarında oturup biliyor ama dans etmiyor havası takınmalıydı gibi düşüncelerden sıyrılıp neler olduğunu araştırmaya başladım. Kim satmıştı bu salyongazları bu mahallede? Türkiye’de salsa eğitimi ilk olarak seksenlerin sonunda başlıyor. Latin dansının yayılmaya başlaması 1995’de Murphy’s Dans Bar’ın ilk latin gecelerini düzenlemesiyle gerçekleşiyor. Günümüzde çeşitli mekanlarda yapılan latin dans geceleri hala çok önemli. Dansını geliştirmek isteyenler düzenli olarak bu gecelere katılıyorlar. Dans eğitimine başlayan biri öncelikle müzik ve ritimle tanıştırılıyor. Ortalama 6 ay –1 sene içerisinde orta seviyeye gelinebiliyor. Bayanların öğrenme hızı başlangıçta erkeklere nazaran daha fazla gözükmekte ancak ileri seviyeye gelindiğinde erkekler daha hızlı bir gelişim gösteriyorlar. Salsa’da eğitim bir yere kadar etkili oluyor; burdan sonra öğrendiklerine yorum katıp ruhunla işlemek daha önemli bir hal alıyor. Türkiye’de Mundo Latino, Aytunç Bentürk, Afrocubanas, Dansorium, Loca Salsa, La Salsa Carnaval, Dancefloor gibi birçok dans okulu mevcut. Dans eden insanlar genelde beyaz yakalı çalışanlar. Ofisten çıkıp tüm günün yorgunlugunun üzerine saatlerce dans edebilme enerjisine sahip olmak için gerçekten bu işi sevmek gerekiyor. Binlerce insan da bunu zevkle yapıyor, bu gidişle belki de yakın bir zamanda salsada Türkiye ekolünden de bahsedilecek zira salsa Dünya şampiyonalarında dercelerimiz oluşmaya başlamış durumda. Tüm dünyadaki irili ufaklı pek çok metropolde yapılan Salsa Kongreleri ve Festivalleri zincirine artık Türkiyede 2007 haziran ayından beri eklenmiş durumda.Türkiye’yi Dünya Salsa haritasına yerleştiren bu organizasyon, Türkiye’nin dört bir yanından tüm latin dans ve müzik severlerini, dünyaca ünlü eğitmenler, şovmenler ve şov gruplarıyla Istanbul’da buluşturuyor. Türkiyenin modern yüzünü dans aracılığı ile dünyaya tanıtan ve 3 gece, 2 tam gün süren bu etkinliğe, dünyanın pekçok ülkesinden dans severler de katılmakta. Salsa, İspanyolca'da kelime anlamı olarak sos ya da salça demek. Kübalı yazar Hernando Calve Ospina’nın anlatığına göre, Kübalı şarkicilar, eski zamanlarda sahnede şarkiyi orta yerinde kesip orkestra arkadaşlarina solo sirasi verirken "salsa, salsa" diye bagirirlarmiş: “yemege salça dök” ifadesi burada "muzigi renklendir" anlaminda kullanılmış. Zamanla bu müzigin ismi salsa kalmiş. Salsa'nın 1930'larda Küba'da başladığı söyleniyor. Portoriko'lular ve Küba'lılar arasında, Salsa'nın kendilerine ait olduğuna dair derin tartışmalar var. Hareket olarak modern Latin dans müziğini Küba kurduysa da değişik içeriklerle bu dansın transformasyonu New York ve Miami sokaklarında gerçekleşmiş. Salsa sadece Kübanın dansı olarak değil değişik ülkelerin değişik müziklerine verilen ortak bir lakap olarak popülaritesini kazanmış. Rumba, Son Montundo, Mambo, Guaracha, Cha cha cha, Charanga, Merengue, Plena, Danzon, Guguanco, ve daha birçoğu. Bunların bir bölümü kendi karakterlerini yarattılar bazıları da harmanlanıp Salsayı oluşturdular. Salsa, herhangi bir rutine bağlı kalmaksızın, doğaçlama olarak yapılan bir "serbest stil" danstır. Bu özelliğinden dolayı da, salsanın orijinal türü diye bir şeyden bahsetmek pek mümkün değil. Kolombiya Cali sokaklarında dans eden insanlar, Küba Havana'nın klüplerinde dans edenlerden farklı bir şekilde dans ederler. Aynı şekilde Miami'de yaşayan Kübalılar, Küba'da yaşayan Kübalılar'dan farklı bir şekilde dans ederler. Dünyanın her yerindeki dansçılar Salsa müziğini kendilerince yorumlar ve kendi stillerini yaratırlar. Salsayı bugün bildiğimiz farklı ve figür zenginliğine sahip bir dans yapan şey zaten gelişiminde çok büyük bir oranda yaratıcılığın kullanılmasıdır.Dünyanın belirli bölgelerine belirgin olarak diğerlerinden ayrılan salsa stilleri vardır. Her birinin ayak figürleri ve dönüş özellikleri birbirinden farklılık gösteren bu stiller aynı dansı farklı yaklaşımları, farklı felsefeleri, farklı modaları olarak kabul edilebilir. Bunlardan en çok bilinenleri "Los Angeles (LA) Stili", "New York Stili", "Küba Stili" ve "Miami (Casino) Stili"dir. Sanırım artık geçen yıl Latin Festivalinde gördüğüm manzaranın sebebini anlamıştım, bu kadar insanı kendisine çeken salsa ateşi dans edene mutluluk kaynağıydı. İnsanlar dans ortamlarında sosyalleşiyorlardı, spor yapıyorlardı, eğleniyorlardı, stress atıyorlardı. Bunu salsa ile yapıyorlardı çünkü salsa kural tanımıyordu. Herkes kendi salsa stilini yaratmakta özgürdü. Amerikalısı hip hopu, Avusturyalısı valsi, Afrikalısı kabile dansını, bizler de oryantal dansı salsa figürleriyle karıştırabiliyorduk serbestce. Evet denklem çözülmüştü: Salsa kendi gibi yapanı da özgürleştiriyordu.