Ortaköy İstanbul Fotoğrafları

Ortaköy de bir gün – “Ortaköy İstanbul Fotoğrafları”

Yıllar sonra tekrar buluşacaktık lisede aynı sıraları paylaştığım arkadaşlarımla. Adını bile unuttuğun, yıllardır görmediğin eski arkadaşları neredeyse zorla buldurtan Facebook sayesinde bir araya gelecektik. Sanal alemden gerçeğe geçiş yapıyorduk yıllar sonra. Baş döndürücü bir hızla ilerleyen iletişim teknolojisinin insanları bireyselleştirmesi ve uzaklaştırmasına inat kanlı canlı görüşecektik işte.  Lise döneminde sıra arkadaşım olan, Erol’un önerisiydi Pazar sabahı Ortaköy’de buluşma fikri. Sonradan öğrenecektim kendisin artık Ortaköy’de oturduğunu. Uyanık arkadaşım tüm eski dostlarını nerdeyse evinin kapısının önünde toplayacak ve bizler de İstanbul’un dört bir yanından Ortaköy’e ulaşmaya çalışacaktık. Olsun, lise döneminden kalma alışkanlıklar bunlar, büyüsek de değişmiyor demek.

ortakoy_ufuksarisen_009-8

Pazar sabahı yağan bahar yağmuru ile uyanıyorum, bu havada gelen olur mu acaba? Meydana varıyorum, şemsiyenin altından izliyorum gelen geçenleri. Yaşı bana yakın olanları daha bir dikkatli süzüyorum. Sonunda Erol geliyor, başka da gelen olmuyor. İnternetin buluşturması bu kadar oluyor demek ki. Meydandaki çay bahçelerinden birini gözümüze kestirip giriyoruz içeri. Bu çay bahçeleri meydanın demirbaşlarından. Belki de İstanbul’un en güzel seyredilebildiği yerde kahvaltı etmek için tercih ediliyor burası. Kahvaltı sonrası ev sahibi arkadaşımla programımızı yapıyoruz. “Yağmura aldırmaksızın Ortaköy turu” yapacağız birlikte.

ortakoy_ufuksarisen_002-1

Meydanda ilk gözümüze çarpan, semtin simgesi haline gelmiş, barok tarzda inşa edilmiş olan Büyük Mecidiye Camii ya da halkın verdiği isim ile Ortaköy Camii. Camii Abdülmecit tarafından 1853’te Mimar Nigoğos Balyan’a yaptırılmış. Boğaziçi’nde eşsiz bir konuma yerleştirilmiş olan camii bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkâr bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. Geniş ve yüksek pencereler Boğaz’ın değişken ışıklarını caminin içine taşıyacak biçimde düzenlenmiş. Merdivenle çıkılan yapının tek şerefeli iki minaresi var. Duvarları beyaz kesme taştan yapılmış, kubbenin duvarları ise pembe mozaikten ve ince bir işçiliğin ürünü. Abdülmecit ve Abdülhamit bu camiye Cuma namazına gider, sonra ince saltanat kayıklarıyla diğer kıyıdaki Beylerbeyi Sarayı’na veya Küçüksu Kasrı’na geçerlermiş. Statik açıdan narin bir yapı olan Camii, bu yüzden tarihinde üç kez onarımdan geçmiş.

ortakoy_ufuksarisen_003-2

Ortaköy meydanın bu kadar popüler olması ve hafta sonu İstanbullular ile dolup taşması eski semt sakinlerinin biraz rahatını kaçırmış. Caminin önünde oturmuş keyif yapan eski bir İstanbul beyefendisi ile ile sohbetimizden anlıyoruz bunu. Doksanlı yılların başında meydanda tezgâh açmış incik boncuk, el işi ürünler satanları dönemin ilk açılan özel televizyonu haber yapıyor ve Ortaköy’deki “entel pazarından” bahsediyor. Bu “entel pazarı” büyülü bir deyiş gibi tüm İstanbul’u kendine çekiyor ve “entel pazarından” pay almak isteyen diğer satıcıları da. Ardından eski esnaf dükkânlarını tek tek devrediyor. Yerlerine barlar, gece kulüpleri, restoranlar açılıyor. Çok kısa bir sürede semt birden İstanbul’un en önemli eğlence merkezlerinden ve çekim noktalarından biri haline geliyor. Dışarıdan da hem esnaf hem yerleşim açısından büyük bir göç yaşanıyor. Eski huzur ve sessizliğin yok olması da Ortaköylüleri huzursuz ediyor doğal olarak.

ortakoy_ufuksarisen_004-3

Meşhur Entel Pazarını biz de turlamaya başlıyoruz. Keyifli esnaf, keyifli ürünler satıyor tezgâhlarında. Cam işçiliği ürünler, şapkalar, eşarplar, takılar, oyuncaklar, maketler vs. Kafelerin duvarlarına açılmış tezgâhlar görsel olarak da uyum içinde sokaklar ile. Caminin yan tarafında balık tutanları seyrederken meşhur gezi teknelerinden “hemen kalkıyor, 1 saatte Boğaz turu” sesine doğru yöneliyoruz arkadaşımla. Boğaz köprüsünün heybetli görüntüsüne doğru yol almaya başlıyor gezi teknesi. Sahilde ilk olarak Esma Sultan Yalısı karşımıza çıkıyor. 1875 yılında Sarkis Balyan tarafından Abdülaziz’in kızı Esma için yaptırılan yalı 1975 yılında yanmış ve günümüzde sadece dış cephesi kalmış. Ancak yaplan restorasyon sonucu içi cam ile kaplanarak değişik ve modern bir görüntüye kavuşmuş. Yalı bugün çeşitli toplantı, konser, düğün ve partilere ev sahipliği yapıyor. Saraydan bağımsız bir yaşamı yeğleyen Hatice Sultan’ın yaptırdığı Hatice Sultan Yalısı da Ortaköy’ün sağlam olarak ayakta kalmayı başarabilen tek yalısı. Buranın 2006 yılına kadar İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü olarak kullanılması yalıyı ayakta tutmuş, bugünlerde İstanbul valiliği yalıyı turizme açmış durumda. Tekne turu sonrası soluğu kumpircilerin yanında alıyoruz. Sıra sıra kumpir ve gözleme dükkânlarının uzandığı alana yaklaştığımızda kumpirciler tezgâhlarının arkasından sizi çağırmaya başlıyorlar. Ortaköy’e gelip kumpir yemeden dönmek pek mümkün olmuyor. Satıcılar aklınızı çelmede kumpir yapımındaki kadar maharetliler. Kumpircilerin hemen karşısında Mimar Sinan’ın eseri olan Ortaköy Hamamı bulunuyor. Sadrazam Kara Ahmet Paşa’nın kethüdası Hüsrev Kethüda tarafından 1556 yılında yaptırılan hamam, aynı zamanda Ortaköy’deki en eski yapı.

ortakoy_ufuksarisen_005-4

Ortaköy’de Türk, Rum, Ermeni, Yahudilerin yüzyıllarca bir arada dostluk içinde yaşamışlar. İstanbul’un diğer birçok semtinde olduğu gibi Ortaköy’de de camii, kilise, sinagog üçlemesi bir arada bulunuyor. Meydan ve Dereboyu Caddesi arasında bir Ermeni Katolik kilisesi, bir Ermeni Gregoryen kilisesi, iki Rum kilisesi, iki sinagog, iki de camii bulunmakta. Ortaköy’ün en önemli yapılarından biri de Abdülaziz tarafından Mimar Sarkis Balyan’a 1871’de yaptırılan Çırağan Sarayı. 1910’da yandıktan sonra yıllarca boş ve harabe olarak kalan saray günümüzde onarım sonrası 5 yıldızlı bir sahil oteli olarak hizmet vermekte.

ortakoy_ufuksarisen_006-5

Meydanın hemen bitişiğindeki Feriye Sarayları şehzadeler ve Çırağan Sarayı’nda çalışan hizmetkârlar için yapılmış. Şimdiki Galatasaray Üniversitesi ve Kabataş Erkek Lisesi binaları da eskiden birer Feriye Sarayıymış.

ortakoy_ufuksarisen_007-6

Gün sonuna doğru yağmur yerini bahar güneşinin son demlerine bırakmıştı. Meydandaki banklardan birine oturduk, köprü ve muhteşem boğaz manzarasını ve bir de gün batımının kızıllığını karşımıza alarak eski okul günlerimize geri döndük. “Barok mimarili camiinin” gölgesinde otururken doğuyla batının kucaklaştığı bu semti yeniden keşfetmenin, yıllar sonra okul arkadaşları ile buluşup onları yeniden keşfetmeye alternatif olabileceğini düşünüyordum. İnternetin buluşturamadığı arkadaşlarımın yerini Ortaköy doldurmuştu, ya da internet farkında olmadan beni Ortaköy ile buluşturmuştu.

Ortaköy İstanbul Fotoğrafları

Yazı- Fotoğraf: Ufuk Sarışen

ortakoy_ufuksarisen_008-7

ortakoy_ufuksarisen_010-9 ortakoy_ufuksarisen_011-10 ortakoy_ufuksarisen_013-12 ortakoy_ufuksarisen_014-14 ortakoy_ufuksarisen_001-15 ortakoy_ufuksarisen_015-13

 

Yorum - Comment

%d blogcu bunu beğendi: