Fotoğrafçının Yaşadığı Şehir

Fotoğrafçının Kenti, Yazı-Fotoğraflar: Ufuk Sarışen “Foto Atlas Dergisinde Yayınlanan Yazı ve Fotoğraflarım”

Şehrin Fotoğraf Sınırları:

editoryal_fotograf_004320 yıldır yaşadığım şehir İstanbul. Fotoğraf vesilesi ile de ortalama bir İstanbulluya göre de şehri fazlaca dolaştığımı düşünüyorum ama bütününe baktığımda şehrin yarısını belki de çok daha fazlasını görmediğimi ya da bilmediğimi hissediyorum. Dolayısı ile belki de fotoğrafçı olarak İstanbul’u bütün olarak değil de içinde bulunduğun bölgeyi ya da fazlaca zaman geçirdiğin yerleri yaşadığın yer olarak kabul etmek gerek. Örneğin Taksim benim şehrim ya da Burgazada benim şehrim gibi.
Kendimi rahat hissettiğim ya da evim sandığım yerler sanırım ağırlıklı olarak Maslak – Galata hattı ile surlar içinde kalan İstanbul.
Özellikle surların içindeki İstanbul da daha önce görmediğim bir sokağa ya da insanlara şaşırmak beni oldukça etkiliyor.

Bölgeyi Tanımak Avantaj mı Dezavantaj mı?

İyi bildiğin bölgede fotoğraf çekmek bazen avantaj bazen de dezavantaj. Avantajı özetle nerede nasıl davranılacağını bilmek.
Örneğin geniş açı bir fotoğraf nereden çekilir alternatifleri ile aklında olabiliyor yıllarını o bölgede geçirmen sebebi ile. Belki sürekli gittiğin bir kafenin penceresinden bir kadraj oluyor aklında ya da sürekli geçtiğin bir sokağın görüntüsü olabiliyor bu. Dezavantaj ise sürekli göz önünde bulunan kişilerin, konunun ya da nesnenin senin için sıradanlaşabilmesi, bunların gücünü hissedememek belki. Her gün gördüğün bir şeye şaşırmak normal bir durum değil zaten o açıdan evet bazen bir konuyu ıskalayabiliyorsunuz bu sebeple. Ancak bu bazen de tam tersi olabiliyor, yıllarca gözlemlediğiniz sizin için önemli olan bir konuyu iyice kafanızda oturtup deklanşöre basmadan projeyi kafanızda da hazırlayabiliyorsunuz. Genelde vakit geçirdiğim yerlerde fotoğraf çekmek işimi kolaylaştırıyor. Ancak İstanbul’un yeni yerleri, insanları ve konuları ile karşılaşmak ise gerçekten heyecanı ayakta tutuyor. “Fotoğraf çekmek için mi oradayım orada olmak için mi çekiyorum” dilemasını yaşamak bu işi yapmak için itici bir güç oluyor bu durumda.

fotoğraf 1

Kadın Semazen Su Deniz Mıhladiz İstanbul’un en yüksek binası Sapphire İstanbul’un çatısında sema yapıyor. Fonda Levent’teki yeni nesil gökdelenler daha arkadaki boğaz köprüsünün heybetini zorlamakta. Buradaki manzarayı aşağı yukarı hepimiz biliyoruz ancak semazen üstelik kadın semazen ile fotoğrafın gücü artıyor ve kendi hikayesini yazıyor. Eski ile yeninin ya da modern ile gelenekselin kontrastı da denilebilir belki. Mevlana’ya dayanan tarihi geçmişimiz yeni jenerasyon binaların önünde bir ironi yaratıyor. Bu fotoğraf İstanbul dışında başka bir şehirde çekilseydi başka bir şey anlatırdı diye düşünüyorum. Bu şehirde yaşamamın sonucu daha önce hiç çıkmasam da fotoğraflarını bildiğim bu binanın manzarası, saha önceleri İstanbul’daki ve Konya’daki semazenler konulu foto röportaj sayesinde bu fon ve semazenin bir araya gelmesinin yaratacağı sonucu önceden kestirebilmek mümkün olabiliyor.

editoryal_fotograf_0054

fotoğraf 2

Çukurcuma’da bir sanat galerisi içinden sokağın görüntüsü. Kentsel dönüşümün ilk örneklerinden biri olan Çukurcuma’nın şu andaki ruh halini anlatan bir fotoğraf denilebilir. Sokaktaki eskici Çukurcuma’daki antika ve eskici dükkanları ile ilişkili. İçinde bulunduğum sanat galerisi de bölgenin sanat ile ilişkilendirilmesini temsil ediyor. Hatta resimdeki dil çıkaran yüz kendiliğinden bir metafor. Bu da içinde yaşadığın bölgenin çektiğin fotoğrafa olumlu etki yapmasına bir örnek olarak kabul edilebilir.

editoryal_fotograf_0026

fotoğraf 3

Burgazada’nın en yüksek noktası olan Hristo ya da Bayrak Tepe’deki Rum mezarlığı. Burada diğer iki fotoğrafın tersine İstanbul’da ilk defa gördüğüm bir yerin fotoğraflanması söz konusu. Adaya genelde yazın gidilmesi ve fotoğraflarının da yazın çekilmesi yağmurlu ve soğuk bir kış gününde daha önce görmediğimiz bir etkinin oluşabileceğinin işareti. Sonuçta da gene bir şekilde bu tahmini ve keşfi yapabilmemizde içinde bulunduğunuz şehirde fotoğraf çekmenin avantajı söz konusu. Hem lojistik hem de önsezi anlamında.

editoryal_fotograf_0030

Yorum - Comment

%d blogcu bunu beğendi: