"bolu"

BOLU

Kış mevsiminin yaklaştığının habercisidir Bolu, neden mi? Çünkü havalar soğumaya başladığında TV haberlerinde “kapanan Bolu dağı yolundan” bahsedilir sürekli. “Bolu dağı’ndaki aşırı sis ve buzlanmadan dolayı Ankara – İstanbul karayolu ulaşımının aksadığından” dem vurulur bu haberlerde. Bahar geldiğinde ise eriyen kar sularının oluşturduğu derelerin nasıl gürlediğinden, o dağların ya da yedi göllerin yedi bin çeşit çiçek açtığı haber değeri taşımaz o TV kanalları için. Olsun, bilen bilir, Bolu’nun amansız kışı kadar yazı da değerlidir.

Bolu’nun yazılı tarhi M.Ö. 1200’lü yıllara Friglere kadar uzanıyor. Ardından sırasıyla Persler, Makedonlar, Bithynler, Romalılar bölgeye hakim oluyorlar. 1071 Malazgirit zaferinden 2 yıl sonra Selçuklu Turkleri ardından da Osmanlılar bölgeye egemen oluyor ve yıllarca Osmanlı’ya şehzade sancağı sıfatı ile bir eyalet olarak bağlı kalıyor şehir.

Bolu Batı Karadeniz, Marmara ve İç Anadılu’nun kesiştiği bir noktada bu 3 bolgenin de iklimsel ve doğal bitki örtüsü özelliklerini barındıran bir kesişme noktasıdır. Meşhur Bolu (1980 m) ve Köroğlu dağları (2499 m) gibi dağlar şehrin %56’sını kaplar. Zaten şehir de bu dağ yamacının eteğine kurulmuştur. Otoyoldan şehrin içine doğru ilerledikçe rakım artacak ve şehrin geri kalanı dağ yamaçlarına geldiğinizde altınızda kalacaktır. Şehrin neredeyse her yerinden görülebilen Yıldırım Beyazıd zamanında yapılmış Merkez Ulu Cami bu manzarada ilk dikkatinizi çekecek yapı olacaktır. Yöredeki morfolojik yapının karmaşası, akarsu sayısının fazlalığı gibi faktörler çok sayıda gölün oluşmasına yol açmıştır. Yuzeydeki çatlaklar ve havzalar göllerin küçük alanlı olmasına sebep olmuş, bu da insanın seyir zevkini arttırmıştır doğrusu. Bu sebeple İstanbul ve Ankara gibi şehirlerden haftasonu Bolu civarındaki Abant Gölü, Sünnet Gölü, Gölcük, Sülüklügöl ve Yedigöllere akın akın ziyaretçiler gelir.

Yedigöller Milli Parkında heyelanın oluşturduğu göller "Orman Denizi" ni andıran zengin bitki örtüsü, alabalıklar , kayın ağırlıklı orman örtüsü burayı çekim merkezi haline getirir. Ancak yolun heyelan yuzunden genelde bozuk olması bölgeyi diğer popüler bölelere göre nisbeten daha korunaklı kılmıştır. Göller, kayan kitlelerin, vadilerin önlerini kapaması sonucu arkada suların biriktiği set gölleridir. Bunlardan bazıları dip kaçakları ile birbirine bağlantılıdır. Ülkemizde ilk kültür alabalığı üretme istasyonu 1969 yılında bu Milli Parkta kurulmuştur. Balıkçıların Abant'tan getirdikleri Alabalık türü, yedigöllerin doğal alabalık çeşitlerinin yumurtalarını yiyerek yok olma noktasına getirmiştir. Günübirlik ziyaret ediyorsanız eğer aklınız agacların arasında nefis göl manzaralarına karşı karavanını park etmiş ya da çadırını kurmuş kampçılarda kalacak ve bir dahaki gelişinizde en azından çadırınızı da yanınızda getirmeniz kuvvetle muhtemel olcaktır.

Abant ve Gölcük gölleri birer heyelan gölüdür. Bu iki gölde, çam ve köknar ağaçlarının serinliği altında yürüyüş yapmak, doğaya hasret şehirli insanlar için adeta birer terapidir. Abant’ın denizden yüksekliği 1350, Gölcük’ün ise 950 metredir. Bu yükseklik, su ve ağaçların serinliği bir araya geldiğinde göl etrafı yaz ayları için doğal bir klima haline gelmektedir.

Bolu’nun Mudurnu ilçesi de “Kentsel Sit Alanı” özelliği ile önemli bir gezi noktasıdır. Yeşilin hep hakim olduğu Mudurnu’da 165 adet eski Turk Evi, 8 adet cami, çeşme ve hamamı ile mimari bir cennettir. Konak niteliğindeki bu evler yöresel yemekler eşliğinde turizme açılmıştır.

Şehrin merkezindeki Köroğlu Heykeli tüm heybeti ile şehri selamlayarak, Bolu Bey’ine kafa tutmaya devam etmektedir adeta. Bolu’dan bahsederken Köroğlu’yu es geçmek olmaz. Köroğlu veya asıl adıyla Ali Ruşen 16. yüzyılda Anadolu'da yaşamış kavganın, özgürlüğün sembolü olmuş bir halk ozanıydı. Şairin, III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir. Bolu Beyi'nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan eşkıya Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış durumdadır. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik, dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sade bir dille anlatılır. Bu şiirler, hikâyeci aşıkların nesirle anlatılan hikâyeleri arasına serpiştirilmiş ve Türklük dünyasına yayılan Köroğlu destanının doğuşunu hazırlamıştır. Bu destana göre Köroğlu’nun babası Yusuf, Bolu Beyi'nin seyisidir. At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf'u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf'un getirdiği tayı beğenmez, adamın gözlerine mil çektirir. Yusuf tayı ve oğlunu alıp memleketten çıkar. Ruşen Ali, babasının tarif ettiği tarzda, tayı karanlık bir ahırda besler, tay belli bir zaman sonra kanatlanır, eşsiz bir küheylan olur. Yusuf ile Ruşen Ali, Aras ırmağına gider, orada Bingöl'den inecek olan üç sihirli köpüğü beklerler. Yusuf, köpükleri içince, tekrar görmeye başlayacak, gençleşecek ve Bolu Beyi'nden intikamını alacaktır. Fakat, Ruşen Ali köpükleri kendisi içer, babasına köpüksüz su verir. Yusuf buna bir yandan üzülür, bir yandan da, oğlu intikamını alacak bir yiğit olacağı için sevinir.Bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu'na ebedi hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar. Yusuf, oğluna, intikamını almasını tavsiye ettikten sonra ölür.Ruşen Ali kır atı ile birlikte dağa çıkar. Köroğlu diye ün alır, bir derebeyi gibi yaşamaya başlar, her savaşta üstün gelir; bezirganlardan, beylerden, paşalardan aldıklarını yoksullara dağıtır.Delik demir (tüfek) icat olunup da eski yiğitlik gelenekleri bozulunca, arkadaşlarına dağılmalarını tavsiye eder, "sır olur".

Bolu ili İstanbul ve Ankara arasında, Anadolu’nun gelenekselliği ile modern dünyanın nimetlerini harmanlamayı başarmış çağdaş bir şehir, doğal güzelliği de cabası. Etrafında o kadar çok tabiat cenneti ya da o kadar cok “meshur” bölgesi, beldesi var ki, buralar adeta Bolu ilinin önüne geçerek Bolu’dan poz çalıyorlar. Yazın sıcağında güneş altında kavrulma tatil anlayışı yerine Bolu merkezde konaklama yaparak her gun bir bölgeyi gezip mis gibi yeşilin kokusunu içimize çekmek ve bir taraftan da doğal güzellikler ile gönlümüzü dinlendirmek yaz için iyi bir tatil alternatifi olacaktır.